Archive for Kasım, 2009

YÜZBAŞI REFET BARUTÇU Husrev Altınbaşak ile birlikte Nur Risalelerini yazarak çoğaltıyorduk. Üstad da üst odada idi. Bir arap kapı tıkırdadı ve açıldı. Bir de ne görelim, Üstad Hazretleri elindeki bir çay tepsisinde iki bardak çayla içeri girdi. Biz heyecan ve mahcubiyetle; ‘Aman Üstadım’ diye fırlayıp elinden tepsiyi almak istedik, elini   (Devamını Okuyun)

İBRAHİM ARMAN “Öğle vakti geldiğinde-bunu mahkemeye gidenler anlatıyor- Husrev Altınbaşak mahkeme koridorunda ezan okuyor. Hâkim ve savcı ‘Burası mescit mi yahu?’ diyerek kızgınlıklarını belirtiyorlar. Bediüzzaman bu sözlere aldırmadan talebelerinin önüne geçerek onlara namaz kıldırıyor.

MUSTAFA KIRIKÇI İlk Isparta seyahatimde Üstadı evinin dış kapısında dışarı çıkma üzere iken görüp elini öptüm. Orada ayak üzeri iken bana, Risale-i Nur’un Berlin üniversitesinde okunduğunu anlatarak, başımı sıvazladı ve yanındakiler de, beni Hüsrev’e götürmelerini söyledi. Gittik, Husrev Ağabey, evinde bana âdeta pırıl pırıl parıldayan bir evliya suretinde göründü. Tahmin   (Devamını Okuyun)

Ey Hüsrev! Tesirli ve güzel mektubunu aldım. Vazifenin başına geçmen, bizi fevkalâde mesrur etti. Binler safalar ile geldin. Sen, birbuçuk sene maddî kalemin işlemediğinden merak etme. Senin yerine ve kerametli kaleminin yâdigârı olan Mu’cizat-ı Ahmediye’nin biri vilayat-ı şarkıyede fa’alane geziyor. Diğer son yazdığın nüsha da, İstanbul’da senin yerinde çalışıp, inşâallah   (Devamını Okuyun)

Hüsrev kardeş! Senin, umum kardeşlerin namına bayram tebriki hesabına başta Kur’anın baştaki çok şirin ve güzel cüz’leri olarak Mektubat’ın kısm-ı a’zamını hediye etmekliğiniz, bin tebrik hükmünde oldu. Bin bârekâllah. Küçük Ali kardeşim! Senin, büyük manevî hediyen beni cidden çok şaşırttı, çok mütehayyir etti. O mükemmel yazılar, Büyük Ali’nin, yoksa Küçük   (Devamını Okuyun)

Gayet kıymetli, fedakâr Nur kahramanı ağabeyimiz Hüsrev Efendi! Şimdi beş defadır Diyanet Reisi Nur’dan bir takımı musırrane istedi. Üstad da şiddetli hastalığı içinde tashih edip -şimdilik bitmek üzeredir- Diyanet Reisi’nden onun manevî fiatı olarak üç madde istemiş: Birisi: Sizin hârika yazdığınız mu’cizeli Kur’anı fotoğrafla tab’etmek. Bu maddeyi kabul etmiş; yalnız   (Devamını Okuyun)

Aziz, sıddık, çok mübarek, çok faal, çok hâlis, çok kıymetdar kardeşim Hüsrev! Senin bayramın ikinci gününde elime geçen mektubun bir güvercin haber veriyor gibi geldiği aynı günde beni çok müteessir eden hâdise-i taarruziyeden neş’et eden elemlerime, kederlerime bir merhem, bir ilâç hükmüne geçti; bu manayı hatıra getirdi: “Sana ihanet eden   (Devamını Okuyun)

(Hüsrev’in fıkrasıdır) Aziz Üstadım! Cemaziye-l âhir ayında vuku bulan  وَاِذَا الْكَوَاكِبُ انْتَثَرَتْ  âyetinin ifade ettiği hâlâtın bir nümunesini izah eden hâdisat-ı semaviye ile, Kur’an’ın semasında parlayan Lafza-i Celal yıldızlarının acib ve tatlı tevafuklarını ders veren o kıymetdar mektubunuzu, Hâfız Ali kardeşimiz de dâhil olduğu halde Re’fet, Bekir, Lütfü, Rüşdü, Keçeci   (Devamını Okuyun)