(Hüsrev’in bir fıkrasıdır) Muhterem Efendim, sevgili Üstadım! Yirmidokuzuncu Mektub’un bir kısmını nasıl bulduğum ferman buyuruluyor. Bu hususta ne yazabilirim, ne gibi bir fikir dermeyan edebilirim? Risalelerin her birisinin nurları bir; fakat mevzuları ayrı, güzellikleri ayrı, latiflikleri ayrı, zevkleri ayrıdır. Bu risalenin nuru diğer risaleler gibi her tarafı parlak, her köşesi güzeldir. (Devamını Okuyun)
(Hüsrev’in bir fıkrasıdır) Sevgili, muhterem Üstadım, kıymetdar Üstadım! Bekir Ağa ile gönderdiğiniz mektubdan duyduğum süruru tarif etmek, benim gibi âciz bir talebenin ne lisanı ve ne de kaleminin haddi değildir. Sevincimden mektubunuzu takbil ediyor; ruhum sizinle yaşadığı halde, cismen uzak bulunduğumuzdan ağlıyordum. Zaman oluyor ki, gözlerimden dökülen yaşları, yazı yazmak (Devamını Okuyun)
(Hüsrev’in bir fıkrasıdır) Çok muhterem, sevgili Üstadım! Yirmidokuzuncu Mektub’un Üçüncü Kısmını okuduk. Mektub münderecatı hepimizi şevke getirmiş, sevinçle her tarafımızı doldurmuştu. Kur’an-ı Hakîm’in bazı âyâtından çıkan kıvılcımlarıyla bir taraftan aklı gözlerine inmiş olan maddiyyunlar ve emsali tabakasına karşı, Mektubat-ün Nur ve Risalat-ün Nur ile meydan okuyarak onların kafalarına hakikat tokmaklarını (Devamını Okuyun)
(Hüsrev’in fıkrasıdır) Sevgili Üstadım! Yorucu bir kuvvetle gece ve gündüz beni düşündüren ve fakat hiç de kıymeti olmayan vaziyetten kurtaran mektubunuzu aldığım vakitten beri sürur içinde, Cenab-ı Hakk’a bînihaye teşekkürlerimi takdim ediyor ve beş vakitte, eltaf-ı İlahiyeye mazhariyetinizi dua ediyorum. Bilhassa sevincimi artıran keyfiyet, Cenab-ı Hakk’ın sırf hizmet-i Kur’an’da istihdam (Devamını Okuyun)
“Zaman İhtiyarladıkça Kur’ân Gençleşiyor” Kur’ân Paneli BURSA / 24 TEMMUZ 2010
(Ahmed Hüsrev’in fıkrasıdır) بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللَّهِ وَ بَرَكَاتُهُ اَبَدًا دَائِمًا Kıymetdar Üstadım! Tarih-i mektubdan iki gün evvel idi. Yirmiyedinci Mektub’un Üçüncü Zeylini yazmakla meşguldüm. Hulusi ve Re’fet Bey, Zekâi ve Sabri Efendi gibi kardeşlerimin, Risalet-ün Nur ve Mektubat-ün Nur’a karşı (Devamını Okuyun)
(Ahmed Hüsrev’in fıkrasıdır) Sevgili Üstadım! Bu hal karşısında kendimi düşünüyorum. Ve bir de, peşinde koştuğum bu kudsî hizmete bakıyorum. Cenab-ı Hakk’ın lütf-u ihsanlarına hamdeder ve şükrederken bir kardeşimizin dediği gibi, ben de kendime diyorum ki: Evet Hüsrev, iyi olan sen değilsin; takib ettiğin yol iyidir, güzeldir, parlaktır. Ondan daha güzel (Devamını Okuyun)
Sevgili ve kıymetdar Üstadım, Efendim! Hâfız Ali Efendi kardeşimle irsal buyurulan Yirmidokuzuncu Mektub’un Dokuzuncu Kısmını pek büyük bir sevinçle aldım ve okudum. Kısmen kardeşlerimle, kısmen de yalnız başıma, beş-altı defa okuduğum halde, bu risalenin ruhuma ilka eylediği nuranî feyizleri karşısında, okudukça okumak ihtiyacım artıyordu. Ve senelerden beri müştakı bulunduğum tarîkatın (Devamını Okuyun)
(Hüsrev’in fıkrasıdır) Sevgili Üstadım! Evvelki hafta irsal buyurduğunuz, “Bir Sırr-ı İnna A’tayna” serlevhasını taşıyan risalenizi aldık. Esasen hiç bir hafta geçmiyor, sürurlarımızı tezyid eden, yeni ve hem gayet derecede şirin birer risale elimize gelmemiş bulunsun. İşte, iki haftadır bu kıymetdar risaleyi okuyor ve elimizden bırakmıyoruz. Evet bu risale, Cenab-ı Hakk’ın istikbalde bu (Devamını Okuyun)