Sizler için tamamen Risale-i Nur’dan derleme bir sıralama yaptık. Sonuna kadar dakik bir nazar ile okuyunuz: Medreset-üz Zehra erkânları, benim şahsımın da hakikî vekilimdirler. (Emirdağ – 2 – 21) Evet, kardeşlerim! Sizler, ihlas sırrını tam muhafaza ediyorsunuz. Bu kadar esbab-ı tefrika içinde vahdetinizi muhafaza, hakikaten bir hârikadır. Hâfız Ali‘nin hakikaten (Devamını Okuyun)
Sevgili Üstadım! “Mirkat-üs Sünne ve Tiryak-ı Maraz-ıl Bid’a” ismine hakikaten elyak olan Otuzbirinci Mektub’un Onbirinci Lem’asını kardeşlerimle ve dostlarımla defaatle okudum. Gayet azîm bir tebşirat-ı Peygamberî ile başlayan bu risalenin, onbir nüktesinden herbir nüktesi başka bir hüsün ve başka bir letafette yazılmakla beraber; ittiba’-ı Sünnetin maddî ve manevî fevaidi ta’dad (Devamını Okuyun)
(Ahmed Hüsrev’in bir fıkrasıdır) Üstadım Efendim! Bir hafta evvel “Hikmet-ül İstiaze” isimli risalenin bir kısmını ve birkaç gün evvel de diğer kısmıyla, Ondördüncü Lem’anın Birinci Makamını aldım. “Hikmet-ül İstiaze”nin Birinci Kısmını müteaddid defalar kardeşlerimle okudum. Ey sevgili Üstadım! Bu kıymetdar risale ile mücahid talebelerinize öyle güzel bir ilâç takdim ediyorsunuz (Devamını Okuyun)
(Ahmed Hüsrev’in Otuzbirinci Mektub’un, Ondördüncü Lem’asının İkinci Makamı münasebetiyle yazdığı fıkradır) Sevgili Üstadım Efendim Hazretleri! Üç-dört gün evvel Cenab-ı Hakk’ın o mukaddes kelâmından müjdeler çıkararak, aktar-ı âleme saçan coşkun denizlerin akıntıları gibi, feyizleriyle bizi mest eden, âfil güneşin her gündüze mahsus sönmez ziyası gibi, ardı arası kesilmeyen nurlarıyla bizi nurlandıran, (Devamını Okuyun)
Sevgili Üstadım! Bu fakir talebenize teselli veren mektubunuzu aldım ve ba’de-t takbil okudum. Ruhumda hasıl olan manevî yaraların ızdırabları ile çok müteellim olurdum. Herşeyden ziyade hürmet ettiğiniz ve ehemmiyeti dolayısıyla pek fazla itina ettiğiniz şeair-i diniyemize ve sizi severek, hâhişle fîsebilillah emirlerinize itaat ederek, size koşan talebelerinize sed çekmek suretiyle (Devamını Okuyun)
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ Risale-i Nur’un kerametlerindendir ki; Üstadımız Hazretleri: “Ey mülhidler ve ey zındıklar! Risale-i Nur’a ilişmeyiniz! Risale-i Nur, âfâtın def’ine sadaka gibi vesile olmasından, ona karşı olan hücum ve onun ta’tili, âfâta karşı olan müdafaasını zaîfleştirir. Eğer ilişirseniz, yakından bekleyen belalar, sel gibi üstünüze yağacaktır.” diye, on senedir kerratla söylüyordu. (Devamını Okuyun)
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ (Hüsrev’in bir mektubudur) Sevgili Üstadımız Efendimiz! Garazkâr raporlarıyla hakkımızda Afyon adliyesini pek büyük bir dikkate sevkeden ve sekiz aydan beri şiddetli bir tazyik altında siz sevgili üstadımızı yaşatan, biz talebelerinizle birlikte Afyon hapsinde temadi-i mevkufiyetimize sebeb olan ve Nur’un kabil-i inkâr olmayan mu’ciznüma hakikatlarını hasudane nazarla mütalaa eden (Devamını Okuyun)
HUSREV’İN BİR FIKRASIDIR Çok Kıymetdar ve Çok Sevgili Üstadım Efendim! Hazret-i İsa Aleyhisselam’la Deccal hakkındaki Ehâdîs-i müteşabiheden bir Hadîsin üç cihetle hakikî te’vilini beyan ve izah eden Mehmed Feyzi ve Emin kardeşlerimizin mübarek fıkralarını Sabri kardeşim göndermiş, bu gün aldım, okudum. Bu Hadîs-i Şerîfin meâline ve hakikî te’villerine o kadar (Devamını Okuyun)
RİSALE-İ NURUN KAHRAMANI HUSREV TARAFINDAN KALEME ALINMIŞTIR بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ Risale-in-Nur’un kerametlerindendir ki: Üstadımız Radıyallahü Anhü çok def’a risalelerde: “Ey mülhidler ve ey zındıklar! Risalein-Nura ilişmeyiniz. Eğer ilişirseniz, yakında sizi bekliyen belâlar, sel gibi başınıza yağacaktır.” diye on senedenberi kerratla söylüyorlardı. Bu hususta şahid olduğumuz felâketlerden: Birincisi: Dört sene evvel Erzincan’da (Devamını Okuyun)