Duâ ise, esâs-ı ubûdiyettir (kulluğun esâsıdır). Nasıl bir çocuk eli yetişmediği bir merâmını (arzusunu), bir arzusunu elde etmek için ya ağlar, ya ister. Yani ya fiilî (fiil ile), ya kavlî (dil ile) lisân-ı acziyle bir duâ eder. Maksûduna muvaffak olur. Öyle de, insan bütün zîhayat (hayat sâhibleri) âlemi içinde nâzik,   (Devamını Okuyun)

HUSREV’İN BİR FIKRASIDIR Çok Kıymetdar ve Çok Sevgili Üstadım Efendim! Hazret-i İsa Aleyhisselam’la Deccal hakkındaki Ehâdîs-i müteşabiheden bir Hadîsin üç cihetle hakikî te’vilini beyan ve izah eden Mehmed Feyzi ve Emin kardeşlerimizin mübarek fıkralarını Sabri kardeşim göndermiş, bu gün aldım, okudum. Bu Hadîs-i Şerîfin meâline ve hakikî te’villerine o kadar   (Devamını Okuyun)

(Hüsrev’in fıkrasıdır) Sevgili Üstadım! Yorucu bir kuvvetle gece ve gündüz beni düşündüren ve fakat hiç de kıymeti olmayan vaziyetten kurtaran mektubunuzu aldığım vakitten beri sürur içinde, Cenab-ı Hakk’a bînihaye teşekkürlerimi takdim ediyor ve beş vakitte, eltaf-ı İlahiyeye mazhariyetinizi dua ediyorum. Bilhassa sevincimi artıran keyfiyet, Cenab-ı Hakk’ın sırf hizmet-i Kur’an’da istihdam   (Devamını Okuyun)

(Hüsrev’in fıkrasıdır) Sevgili Üstadım! Evvelki hafta irsal buyurduğunuz, “Bir Sırr-ı İnna A’tayna” serlevhasını taşıyan risalenizi aldık. Esasen hiç bir hafta geçmiyor, sürurlarımızı tezyid eden, yeni ve hem gayet derecede şirin birer risale elimize gelmemiş bulunsun. İşte, iki haftadır bu kıymetdar risaleyi okuyor ve elimizden bırakmıyoruz. Evet bu risale, Cenab-ı Hakk’ın istikbalde bu   (Devamını Okuyun)

O Risale-i Nurun hayatına girdikçe, Risale-i Nur da onun hayatına giriyordu. Artık O, “gül fabrikası gülistanlarını ve merhum bedevi bülbüllerini konuşturan” (Kastamomu Lahikası, 258) bir Hüsrev’di. Üstadının “Risale-i Nurun hakiki şakirdleri, hizmet-i imaniyeyi her şeyin fevkinde görür, kutbiyet de verilse ihlas için hizmetkarlığı tercih eder.Kastamomu Lahikası, 251 sözüne emirber bir   (Devamını Okuyun)

Isparta’daki kardeşlerimize, Lâtif bir rüyanın kadere ait bir meseleyi, şuhud derecesinde bize kanaat verdiği gibi, o lâtif rüyanın ciddî ikinci parçası bizlere mânevî bir müjde ve beşaret verdiği cihetle, siz kardeşlerimize beyan ediyoruz. Şöyle ki: İki gün evvel Üstadımız rüyada görüyor ki: Ben, yani Feyzi ile beraber gezmeye çıkıyoruz. Giderken,   (Devamını Okuyun)

Risale-i Nur mecmualarının te’lif zamanına rastlaması, ve neşir vazifesinin Hüsrev Efendiye tevdi edilmesi aralarında acib bir mukarenetin varlığını gösteriyordu. Bu mukarenetin varlığını Bediüzzaman Hazretleri şu şekilde ifade etmiştir: “Risale-i Nur şakirdleri içinde Cenab-ı Hakk’ın nimetlerine mazhar bazı zâtlar, Hüsrev ve Re’fet gibi, iktiranı illetle iltibas etmişler, Üstadlarına fazla minnet gösteriyorlardı.   (Devamını Okuyun)

ABDURRAHMAN  CERRAHOĞLU Rüyamda Husrev Ağabeyi gördüm. Evvelce onu hiç tanımıyordum. Rüyamda eline bir ağaç dalı alarak, o ağaç dalı ile bir insanın dış hatlarını çizdi. Yine ortadan bir çizgi ile iki kısmı ayırdı. Bana dedi ki; ‘İşte insanın şer tarafı, bu taraf da hayır tarafı. Risale-i Nur insanın şer tarafını   (Devamını Okuyun)

YÜZBAŞI REFET BARUTÇU Husrev Altınbaşak ile birlikte Nur Risalelerini yazarak çoğaltıyorduk. Üstad da üst odada idi. Bir arap kapı tıkırdadı ve açıldı. Bir de ne görelim, Üstad Hazretleri elindeki bir çay tepsisinde iki bardak çayla içeri girdi. Biz heyecan ve mahcubiyetle; ‘Aman Üstadım’ diye fırlayıp elinden tepsiyi almak istedik, elini   (Devamını Okuyun)