HÜSREV’İN MEKTUBUNDAN BİR FIKRADIR Evet üstadım, gözümüzle görüyoruz ki: Ehl-i tarîkat, bid’alara dayanamamışlar; hem girmişler, içinden çıkamıyorlar, hem salikleri ondan bir ikiye inmiş. Hem onlar da îtiraf ediyorlar ki: Zevklerinden cezbedici güzelliklerinden ellerinde çok şeyleri kalmamış. Cenab-ı Hakkın sırf bir ihsanı olarak Risalet-ün Nur’un parlak, nuranî nâsiyesini müşahede ediyoruz ki, (Devamını Okuyun)
HUSREV’İN BİR FIKRASIDIR Aziz Üstadım! Yüksek ve ciddî irşadlarınızla adım atmağı en büyük bir maksad bilen talebeleriniz, son zamanlarda şâyân-ı şükran bir vaziyete girdiler. Hulûsi-i sâni, beş-on arkadaşiyle; Hâfız Ali, civarındaki yirmi-yirmibeş arkadaşiyle; mübârekler, otuz-otuzbeş refikleriyle ve bilhassa Hacı Hafız Köyünde Ahmedler ve Mehmedlerin çok hâlis gayretleriyle umumiyet itibariyle hem (Devamını Okuyun)
RİSALE-İ NURUN KAHRAMANI HUSREV TARAFINDAN KALEME ALINMIŞTIR بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ Risale-in-Nur’un kerametlerindendir ki: Üstadımız Radıyallahü Anhü çok def’a risalelerde: “Ey mülhidler ve ey zındıklar! Risalein-Nura ilişmeyiniz. Eğer ilişirseniz, yakında sizi bekliyen belâlar, sel gibi başınıza yağacaktır.” diye on senedenberi kerratla söylüyorlardı. Bu hususta şahid olduğumuz felâketlerden: Birincisi: Dört sene evvel Erzincan’da (Devamını Okuyun)