Sevgili Üstadım! Bu fakir talebenize teselli veren mektubunuzu aldım ve ba’de-t takbil okudum. Ruhumda hasıl olan manevî yaraların ızdırabları ile çok müteellim olurdum. Herşeyden ziyade hürmet ettiğiniz ve ehemmiyeti dolayısıyla pek fazla itina ettiğiniz şeair-i diniyemize ve sizi severek, hâhişle fîsebilillah emirlerinize itaat ederek, size koşan talebelerinize sed çekmek suretiyle   (Devamını Okuyun)

Sevgili ve Muhterem Üstadım, Sözlerinizin (yani Risalelerinizin) her biri birer derya-yı azîmdir. Sözlerinizden pek çok feyz alıyorum. O kadar ki, okudukça tekrar etmeyi istiyorum. Ve tekrarında duyduğum İlahî bir zevki tarif edemeyeceğim. Bugün Sözlerinizden değil hepsini, bir tanesini alan insaf ile okursa, hakkı teslime ve münkir ise gittiği yolu terke,   (Devamını Okuyun)

(Hüsrev’in fıkrasıdır) Sevgili Üstadım! Yorucu bir kuvvetle gece ve gündüz beni düşündüren ve fakat hiç de kıymeti olmayan vaziyetten kurtaran mektubunuzu aldığım vakitten beri sürur içinde, Cenab-ı Hakk’a bînihaye teşekkürlerimi takdim ediyor ve beş vakitte, eltaf-ı İlahiyeye mazhariyetinizi dua ediyorum. Bilhassa sevincimi artıran keyfiyet, Cenab-ı Hakk’ın sırf hizmet-i Kur’an’da istihdam   (Devamını Okuyun)

(Ahmed Hüsrev’in fıkrasıdır) بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ  وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللَّهِ وَ بَرَكَاتُهُ اَبَدًا دَائِمًا Kıymetdar Üstadım! Tarih-i mektubdan iki gün evvel idi. Yirmiyedinci Mektub’un Üçüncü Zeylini yazmakla meşguldüm. Hulusi ve Re’fet Bey, Zekâi ve Sabri Efendi gibi kardeşlerimin, Risalet-ün Nur ve Mektubat-ün Nur’a karşı   (Devamını Okuyun)

(Ahmed Hüsrev’in fıkrasıdır) Bizi tarîk-i Hak’ta dolaştıran, manevî yaralarımızı tedavi eden, hakikat uğrundaki düşüncelerimize bir kat daha metanet veren, bugünün şeytankârane tehdidatına rağmen cesaretimizi takviye eden ve her hususta ruh ve kalblerimizi iman ve hakikat nuruyla nurlandıran ve sa’yimizde teşci’ eden ve Kur’an-ı Hakîm’in iki âyetini ihtiva eden Otuzbirinci Mektub’un   (Devamını Okuyun)