‘ÜSTADIN KENDİSİNE YAZDIĞI MEKTUPLAR’ Kategorisindeki Yazılar

O Risale-i Nurun hayatına girdikçe, Risale-i Nur da onun hayatına giriyordu. Artık O, “gül fabrikası gülistanlarını ve merhum bedevi bülbüllerini konuşturan” (Kastamomu Lahikası, 258) bir Hüsrev’di. Üstadının “Risale-i Nurun hakiki şakirdleri, hizmet-i imaniyeyi her şeyin fevkinde görür, kutbiyet de verilse ihlas için hizmetkarlığı tercih eder.Kastamomu Lahikası, 251 sözüne emirber bir   (Devamını Okuyun)

Bediüzzaman Hazretleri’nin “Husrev gibi Nur kahramanından -benim yerimde ve Nur’un şahs-ı manevîsinin çok ehemmiyetli bir mümessili olmasından- hiç bir cihetle gücenmemek elzemdir.” dediği mektubun Osmanlıca metni…

“Aziz kardeşim Hüsrev” diye başlayan mektubunda “senin ağlamana ve ağlayan mektubuna iştirak ettim. Evet sen de benim gibi, dünya ile iki cihette alakan kesiliyor. Hem öyle lazım.”(Kastamonu Lahikası, 231) diyen Bediüzzaman Hazretleri, dünya cihetindeki müşterekliklerini ifade ederek; “Zaten Hüsrev’in mümtaz bir hâssiyeti budur ki, şimdiye kadar bana gelen bütün mektuplarının   (Devamını Okuyun)

(Hüsrev’e hitaben yazılan bir mektubdur) Aziz, mübarek, sıddık kardeşim! Evvelâ: Sözler’e başlamadan iki ay evvel gördüğün mübarek rü’ya çok güzeldir, hem hakikattır. Evet kardeşim, sen bir bahçe-i ebedî olan Kur’an-ı Hakîm’in cennetinden, gül-ü Muhammedî (A.S.M.) namında, hadsiz nuranî hakikatların

Ey Hüsrev! Tesirli ve güzel mektubunu aldım. Vazifenin başına geçmen, bizi fevkalâde mesrur etti. Binler safalar ile geldin. Sen, birbuçuk sene maddî kalemin işlemediğinden merak etme. Senin yerine ve kerametli kaleminin yâdigârı olan Mu’cizat-ı Ahmediye’nin biri vilayat-ı şarkıyede fa’alane geziyor. Diğer son yazdığın nüsha da, İstanbul’da senin yerinde çalışıp, inşâallah   (Devamını Okuyun)

Hüsrev kardeş! Senin, umum kardeşlerin namına bayram tebriki hesabına başta Kur’anın baştaki çok şirin ve güzel cüz’leri olarak Mektubat’ın kısm-ı a’zamını hediye etmekliğiniz, bin tebrik hükmünde oldu. Bin bârekâllah. Küçük Ali kardeşim! Senin, büyük manevî hediyen beni cidden çok şaşırttı, çok mütehayyir etti. O mükemmel yazılar, Büyük Ali’nin, yoksa Küçük   (Devamını Okuyun)

Gayet kıymetli, fedakâr Nur kahramanı ağabeyimiz Hüsrev Efendi! Şimdi beş defadır Diyanet Reisi Nur’dan bir takımı musırrane istedi. Üstad da şiddetli hastalığı içinde tashih edip -şimdilik bitmek üzeredir- Diyanet Reisi’nden onun manevî fiatı olarak üç madde istemiş: Birisi: Sizin hârika yazdığınız mu’cizeli Kur’anı fotoğrafla tab’etmek. Bu maddeyi kabul etmiş; yalnız   (Devamını Okuyun)

Aziz, sıddık, çok mübarek, çok faal, çok hâlis, çok kıymetdar kardeşim Hüsrev! Senin bayramın ikinci gününde elime geçen mektubun bir güvercin haber veriyor gibi geldiği aynı günde beni çok müteessir eden hâdise-i taarruziyeden neş’et eden elemlerime, kederlerime bir merhem, bir ilâç hükmüne geçti; bu manayı hatıra getirdi: “Sana ihanet eden   (Devamını Okuyun)